17 Kasım 2012 Cumartesi

Çocuklar diyorum, Bayım...




Kimin, neden, niçin savaşı başlatması benim dikkatimi “haklı mı, haksız mı?” sorusunun cevabını düşünmeme hiç bir zaman neden olmamıştır. Ve sanırım bundan sonra da olamaz. O savaşın içinde günahsız, masum çocuklar katlediliyorsa...
Bir savaşın içinde günahları olmadan çocuklar ölüyorsa savaş nedenin ne olursa olsun HAKSIZSIN! Bunu savaşın acısının, vahşetinin ne olduğunu bilmeyenler anlayamaz sanırım.
Benim ülkem de savaş gördü. Hem de en kötüsünü. 26 şubat 1992 senesinde karın yeri-göyü bürüdüğü bir günde Azerbaycanın Hocalı kentinde ermeniler katliam törettiler.  Bu katliam Ermenistanın ve  366 Motorize Piyade Alayının desteğindeki ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmişdir. İnsan Hakları İzleme Örgütü Hocalı katliamını Dağlık Karabağın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.Ve bu katliamda 100e yakın çocuk öldürüldü. Hem de hiç bir suçları yokken. Hem de bu mermilerin, mayınların neden atıldığını, neden patladıldığını bilmeden. Hem de bu savaşın niçinini, nedenini bilmeden. Evet.. onlar katl edildi.
Son günler yine dünya “çocuk kanı” tadmaya heveslenmiş sanırım. Haberleri inceliyordum farklı sitelerde. Yine savaşın çocuklarının resimlerini gördüm..Yine katl edilmiş çocukların fotolarına bakıyordu gözlerim... Sanki bir ses duyuyordum “ Bizim suçumuz neydi..?” Evet..sahiden onların suçu neydi, sayın savaş büyükleri??!! Onlar hiç sebebini bilmedikleri bir savaşın kurbanları oluyorlar. Ve ne yazık ki, bu gün o günahsız masumların ölümüne neden olan insanlar ve bu vahşete seyirci kalan bir dünya var.
Bir çocuk resmi gördüm elinde ekmek yerken mermi bulmuş onu. O küçücük masum elindeki yarım kalan ekmeğiyle gözlerini kapamış bu dünyaya. Fotoya heyecansız bakmak mümkün değildi. Kalbin taş olması gerekiyordu bunun için. İnsan resime bakırken bile kalbi acıyordu. Aklıma bir soru geldi: “Bu çocuğun bu hale düşmesine neden olan, ona mermiyi tuşlayanın yüreğini bırak da vicdanı kayıplara mı karışmışdı?” Düşünüyorum da  keşke insan olmasaydım...dünyanın “Çocuk ölümüne neden olan silah tetiğine tuşlanan hiç bir parmak affedilmeyecek!” diye yazan bir kanunu olsaydım...
Belki de kendinize göre haklı nedenleriniz var bu çocukların öldürülmesinde (ki, bu nedenle bile  haklı olamazsınız) : o çocuklar düşman ülkenin çocuğu ve yarının potensiyel askeri, komutanı ve her neyse neyi. Ama bakın..Onları yarın savaş meydanında bekleyin.. Şimdi “beklemeyin” yazamam. Bu kadar kana susamış birilerinin beklememesini düşünmem akılsızlık olur. Ama yine de yarın bekleyin onları ve savaş meydanında bekleyin. Onlar yarının askeri, komutanı, generali, orgenerali.. neyi.. neyi... neyi... ola bilir. AMA BU GÜNÜN ÇOCUKLARI ONLAR!  Bu günün masumları, suçsuzları. Bu gün savaşın ne olduğunu bile bilemezler...
Bir güzel cümle okumuşdum Facebookda: “Çocuklar diyorum, bayım..onlar masum...Sizin kirli hesaplarınızın, ateşli silahlarınızın esiri olmamalılar...”
Bu yazıyı uzattıkca uzata bilirim. Ama keşke bir yararı dokunsa diyorum.. Keşke..her çocuk ölümüne yazılan bir yazının ardından bir mermi o çocuklara tuşlanmaktan vaz geçse.. ve hiç bir çocuğun elindeki ekmeği yarım kalmasa...

P.S. Türkiyenin "Hür" Gazetesi için yazılmışdır.

Siz bu yazıyı okuyan counter şanslı kişiden birisiniz..