1 Kasım 2012 Perşembe

Bir Şuşa var uzaklarda...


Bir şehir var uzaklarda..ismi Şuşa..güzeller güzeli...yaralı ceylan gibi..Uzaklarda diyorum..Evet,  8 mayıs 1992 senesinden  artık bize çok uzaklarda o şehir...Annesi Azerbaycana düşmen tarafından boylanıb bakıyor, ellerini uzatıyor, masumca bir çocuk gibi göz yaşlarını döküyor.
Azerbaycan halkı binlerce yıl içinde sayısız  tarih ve kültür abideleriyle dünya medeniyyetini zenginleştirmiştir.
Ama Azerbaycanın jeo-stratejik mevkii ve zengin doğal servetleri devamlı yabancı ulusların bu toprağa göz dikmesine, ona sahip çıkmak isteğine sebep olmuşdur. Ve sırf zengin kültüründen, medeniyyetinden, doğal servetlerinden dolayı hep Azerbaycan zaman–zaman silahlı çatışmalar ocağına çevrilmiştir. Şuşa da o çatışmalardan birinin kurbanı olmuşdur.
Hakkında söz açtığımız  şehrimiz Azerbaycanın Karabağ bölgesinde bir kale şehridir. 1750-51 yıllarında bağımsız Karabağ Hanlığının banisi Penah Ali Han Cavanşir tarafından kurulmuştur. Kentin ilk adı Penah Ali Hanın şerefine Penahabad adlandırılmıştır.
1763-1806 yıllarında Penah Ali Hanın  oğlu İbrahim Halil Hanın zamanında, kentin çevresinde yerleşen Şuşakent köyü ile ilgili  Penahabad adı Şuşa olarak değiştirilmişdir. Ve o dönemde İbrahim Halil Han Şuşayı başkent gibi genişletip, şehrin savunma kabiliyyetini güclendirmiştir.
Şuşa Azerbaycan kültürünün, edebiyyatının ve müziğinin en önemli ve en güzel merkezlerinden biri olmuştur.
 “Kafkasyanın Konservatuarı” diye bilinen Şuşa Azerbaycan kültürünün gelişmesinde hizmetleri olan büyük sanatkarlar yetişdirmiştir. Cabbar Karyağdıoğlu, Kurban Pirimov, Bülbül, Seyid Şuşinski, Han Şuşinski, Reşit Behbudov, Üzeyir Hacıbeyov, Niyazi, Fikret Emirov, Süleyman Eleskerov gibi büyük üstadlarımız da Azerbaycanın  Şuşa toprağının yetişdirdikleridir.
Şuşa şehrindeki abidelerin  de büyük tarihi ve kültürel önemi olmuşdur.  Şuşada sadece resmi kayıtlara geçen 170 mimarlık abidesi ve 160 sanat abidesi olmuştur.
8 mayıs 1992 senesinde bu güzel şehrimiz Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından işğal altına alınmış ve dağıtılmışdır.
Ermeni işgali neticesinde diger Azerbaycan arazilerinde olduğu gibi bu şehirde de bir çok müze dağıtılmış, sergilenen eserler talan edilerek Ermenistana götürülmüşdür. Bu müzelerde Azerbaycan halkının tarihi ve medeniyyeti ile ilgili kıymetli eşyalar, resim, müzik, heykeltraşlık eserleri, dünyaca ünlü Azerbaycan halıları, numizmatik materyallar, tarihi senetler  olmuşdur.
Şuşanın işgali sırasında 200 şehit verilirken, 150 kişi yaralanmış, 552 çocuk öksüz kalmış, yaklaşık 22 bin kişi mülteci durumuna düşmüştür.
200 tarihi abide, 2 dinlenme tesisi, ünlülerin ev müzeleri, 70 yataklık turizm tesisi, 1200 yataklı yatılı okul dağıtılmıştır. Şuşa bu gün de halen Ermenistanın işgali altındadır.
Evet, bu gün Azerbaycanın 20 % toprakları ermeni işgalindedir. Ermeniler bu işgalle birtek Azerbaycana degil , tüm dünyaya karşı saygısız olduklarını bir daha belirtmiş oluyorlar. Kanıtlaya biliriz. Ermeniler BMT Güvenlik Konseyi Tarafından Ermenistanın Azerbaycanın işgal ettigi topraklardan geri çekilmesi hakkında 4 kararı bile kaç yıldır görmezden gelirler.
Ve bu saygısızlığın sonucu olarak bu gün Azerbaycanın diğer toprakları ve  sıralarına Şuşa da dahil olmakla ermeni işgalinde kan aglıyor.
Uzaklarda bir şehir var.. Yaralı... boynu bükük.. İsmi Şuşa...Kendisi Azerbaycan şehri.. Şimdilik o şehir uzaklarda.. Ama topraklarımızı işgal eden və bu gün də işgallerinde tutanlar unutmasınlar  Sayın CumhurBaşkanımız İlham Aliyevin söylediği gibi: “Biz savaş olmasını istemiyoruz. Hiç kimse savaş istemiyor. Fakat biz bu durumu hiç bir zaman kabul etmeyeceğiz. Ermenistan bizim sabrımızın  sınırsız olmadığını anlamalıdır.”


P.S. Türkiyenin "Hür" Gazetesi için yazılmış ve ilk defa o gazetede yayınlanmıştır.
Siz bu yazıyı okuyan counter şanslı kişiden birisiniz..