1 Kasım 2012 Perşembe

Başka umudun yoksa...




Hiç böyle bir duruma düştünüzmü? Çok hasretle, çok sabırsızlıkla beklediğiniz, gerçekleşeceğine kesin inandığınız şey olmuyor. Hayatla aranızda tüm bağlar kopmuş gibi hiss ediyorsunuz kendinizi. Nereye baksanız, ne etseniz yine o gerçekleşmeme acısı gözlerinizin önünde. Geceler gözlerinizde yaş, sabahlar boğazınızda düğüm sanki. Bir türlü yutkunamıyorsunuz, bir türlü geçmiyor acınız. Ve sanki hayat bitmiş sizin için sanıyorsunuz.
Vaz geçmek istiyorsunuz gerçekleşmemiş dileğiniz her neyse ondan. Aklınızdan, düşüncenizden silmek istersiniz kesinlikle. Hiç bir izi kalmasın hafızanızda, hatıranızda istersiniz. Lakin içinizde bir ses yaşlı gözlerle, masum bakışlarla, çocukca bir sesle yavaşca “ben bitmedim..ben bitmedim...” der...İşte, bakın UMUT denilen şey o.
Belki de dünyaya geldiğimiz andan hiç bir zaman bizi terk etmeyen tek duygu UMUT.. En dayanılmaz acılarda bile yanımızda olan, en uzun yollarda bile bizimle birer addımlarla yürüyen UMUT.
Elimizi her kes bıraksa bile o bırakmaz derim ben. Bir güzel hikaye okumuşdum. Şimdi bu satırları yazarken aklıma geldi. Belki, çoğumuz o hikayeyi okumuşuz. Ama aramızda okumayanlar varsa ben kısaca özet geçicem. Bakın, umudu ne güzel anlatıyor:
“Bir odada dört mum yanıyordu. Oda o kadar sakinmiş ki, mumların kendi aralarında ne konuşdukları duyulurmuş.
Birinci mum : “Ben Barışım” – demiş – “Ama kimse bana sürekli yanık kalıb, etrafa ışık saçmama yardımçı olmuyor. Artık sönmek üzereyim”-der ve söner.
İkinci mum : “Ben İnançım” – der – “Ne yazık ki, artık vaz geçilmez değilim. Onun için artık yanıb durmamın bir anlamı yok..”- söyler ve ışığını söndürüverir.
Üçüncü mum: “Ben Sevgiyim” – söyler sakin bir sesle – “Ama artık insanlar beni unutmuş, değerimi hiç anlamıyorlar..yanacak gücüm kalmadı” – der ve karanlığa gömülür.
O sırada odaya bir çocuk gelir ve mumların söndüğünü görür, ağlar: “Neden söndünüz?” diye.
Ve ansızın...yumuşak ve yatıştırıcı sesiyle dördüncü mum konuşur : “Ben UMUDUM”- der – “Korkma, ben etrafıma ışık saldığım sürece diğerleri yeniden yanarlar ve aydınlatamaya devam ederler”
Gözleri sevinçden parlayan çocuk UMUT mumuyla diger mumları da yakar.
Ne güzel hikaye.. değilmi? Tam yazımı bitiricekdim ki, aklıma kalemi güçlü yazar, değerli üstad Ömer Köroğlunun bir cümlesi geldi aklıma : “Başka umudun yoksa, her kesin “olmaz” dediği o umuda bile sımsıkı sarılırsın..”
Umutlarınızın hiç tükenmemesi dileğimle yine Ömer Köroğlu deyimiyle : “İki kere hoşçakalın..” J

P.S. Bu yazı Türkiyenin Hür Gazetesi için yazılmış ve ilk defa orda yayımlanmıştır.


Siz bu yazıyı okuyan counter şanslı kişiden birisiniz..